2 Haziran 2015 Salı

İBRE


Çok sevdim bu fotoğrafı. Aradım epeyce ama sahibini bulamadım. Her kimse o deklanşöre basan, çok güzel bir şey yapmış doğrusu…











Öyle sanıyorum ki sevgili dostum, bu kareye bakınca edinilecek izlenim, kişinin iyimser ya da karamsar oluşuna göre iki türlü olabilir.

Karamsar, bir yıkıntı, hatta kocaman bir kayıp görür. Öyle ya, öyle bakan gözlere “Ne zamanın var, ne de yapabileceğin bir şey. Sana düşen, kaybettiklerinin resmine baka kalmaktır,” demez de ne der bu görüntü? O gözler boşlukta bir kenarda uçup giden kuştan başka ne görebilir?


Oysa iyimser için bir çeşit dürtüdür bu, “Fırla!” demektir. Bana öyle diyor meselâ.
“Fırla! Hiçbir şey bitmiş değil. Etrafına bak, ara, bir yerlerden birbiriyle uyumlu iki ibre bul ve gel!
O bazılarına tükenmiş gelen zaman yalnızca bekliyor… Yerinde sayarak.
Senin çaba gösterip tekrar işletmeni, yürütmeni ve tekrar yürümeni bekliyor sadece.”

Bazı ‘tik-tak’lar duyar gibiyim.
Belki göremediğim bir yerlerde zaten çalışmakta olan bir saat var. Belki de duyduklarım, bir süre sonra çalışacak olanın hayalidir.
Bilemiyorum.
Hangisi olursa olsun, o saat çalışacak, zaman ve ben, bir de ibrelerimiz, birlikte yürüyeceğiz.

Eh, bende bir tane var zaten, iş onu ikinci bir ibreyle yan yana getirmeye kaldı.

Her neyse, yine bir fotoğrafa bakıp içinden yine kendime pay çıkardım.
Hatta belki sana da biraz, sevgili dostum.
Kim iyimser, kim karamsardır; kim, neye bakıp ne düşünür ben ne bileyim?
Benimkiler de ‘lâf olsun torba dolsun’ kabilinden işte…:)

Sevgiler sana; iyi ol, iyimser ol e’mi?