Çok sevdim bu fotoğrafı. Aradım epeyce ama sahibini bulamadım. Her kimse o deklanşöre basan, çok güzel bir şey yapmış doğrusu…
Öyle sanıyorum ki sevgili
dostum, bu kareye bakınca edinilecek izlenim, kişinin iyimser ya da karamsar
oluşuna göre iki türlü olabilir.
Karamsar, bir yıkıntı, hatta kocaman
bir kayıp görür. Öyle ya, öyle bakan gözlere “Ne zamanın var, ne de yapabileceğin
bir şey. Sana düşen, kaybettiklerinin resmine baka kalmaktır,” demez de ne der
bu görüntü? O gözler boşlukta bir kenarda uçup giden kuştan başka ne görebilir?
Oysa iyimser için bir çeşit
dürtüdür bu, “Fırla!” demektir. Bana öyle diyor meselâ.
“Fırla! Hiçbir şey bitmiş
değil. Etrafına bak, ara, bir yerlerden birbiriyle uyumlu iki ibre bul ve gel!
O bazılarına tükenmiş gelen
zaman yalnızca bekliyor… Yerinde sayarak.
Senin çaba gösterip tekrar
işletmeni, yürütmeni ve tekrar yürümeni bekliyor sadece.”
Bazı ‘tik-tak’lar duyar
gibiyim.
Belki göremediğim bir
yerlerde zaten çalışmakta olan bir saat var. Belki de duyduklarım, bir süre
sonra çalışacak olanın hayalidir.
Bilemiyorum.
Hangisi olursa olsun, o saat
çalışacak, zaman ve ben, bir de ibrelerimiz, birlikte yürüyeceğiz.
Eh, bende bir tane var zaten,
iş onu ikinci bir ibreyle yan yana getirmeye kaldı.
Her neyse, yine bir fotoğrafa
bakıp içinden yine kendime pay çıkardım.
Hatta belki sana da biraz, sevgili
dostum.
Kim iyimser, kim karamsardır;
kim, neye bakıp ne düşünür ben ne bileyim?
Benimkiler de ‘lâf olsun
torba dolsun’ kabilinden işte…:)
Sevgiler sana; iyi ol,
iyimser ol e’mi?
